Bu sıralar üzerinde yeterince konuşmasak da 250 yan sektörü ve 6 milyon çalışanını doğrudan etkileyen, hepimizi de yakından ilgilendiren gayrimenkul sektöründeki son gelişmeleri gündeme taşımak istedim bu kez.

Gayrimenkul edinmenin gayrimümkün olduğu bir dönemden geçtiğimizin, başta İstanbul olmak üzere metropollerde yaşayanların fazlasıyla hissettiği aşikâr. Uzun bir süredir kredi faizlerinin bir hayli yükselmesi ile, özellikle gerçek manada ev almayı düşünen veya evini değiştirmeyi düşünenlerin bu hayallerini ertelediklerini söylemeliyim.

Konuyu gayrimenkul sektöründe bilgisine ve bakış açısına güvendiğim bir iş insanı olan Ceess Global Yönetim Kurulu Başkanı sevgili dostum Semih Sarıalioğlu’na sordum ve yorumlarını aldım. Kendisinin de izniyle bazı önemli hususlara değineyim. Sarıalioğlu’na göre inşaat maliyetlerinde yer alan ana girdilerde % ile P arasında fiyat artışı olmasına rağmen, konut fiyatlarına bu artış yansımış değil. Bunun da kök nedeni zaten satışların durma noktasına yaklaşmış olması.

Kredi maliyetleri yüksek olduğundan gayrimenkul almayı düşünenler kadar, inşaat firmaları da benzer sıkıntıları yaşıyor. Verdiği bir örnekte, ülkenin önemi inşaat firmalarından bir tanesinin üretimi sürdürebilmesi için aylık 35 milyon TL’ye ihtiyaç duyduğu, ancak satışların minimum seviyede olması nedeniyle bu rakamı ancak borçlanarak sağlayabildiği, yüksek kredi maliyetleri ile bu durumun sürdürülebilir olmadığı. Tabi bu durum fırsatçıların ekmeğine yağ sürüyor ve bol nakdi olanların bu gayrimenkulleri değerinin çok altında satın aldığı da söylemleri arasında.Sarıalioğlu anlattıkça aklıma 2008’de ABD’de başlayan ve dünyaya yayılan mortgage krizi geldi.

Başlangıçta finansal bir kriz olarak algılansa da, sonraları reel sektöre yayıldı ve küresel bir ekonomik krize dönüştü. Gayrimenkul piyasasının bir anda değer kaybetmesi ve bunun sonucu olarak kişisel iflasların artması ile kriz büyümüş ve dünyaya yayılmıştı. Son olarak fiyatlarda nasıl bir değişim beklediğini sordum kendisine.

Mevcutta satışların belirttiğim sebeplerle devam ettiğini, ihtiyacı olanlardan daha fazla yatırımcıların yüksek sayıda ama düşük fiyatlarla alım yaptığını ve stok miktarında düşüş olduğunu dile getiren Sarıalioğlu, yeni projelerin sayısında ciddi bir azalma olması nedeniyle fiyatların geriye düşmesini beklemediğini belirtti. Bunca olumsuzluğa rağmen vasıfsız işçinin dahi günlük ücretinin 2.000 TL’ye çıkmış olduğunu, üstelik deprem bölgesindeki yoğun inşaat seferberliğinden dolayı usta operatör ve iş makinesi bulmanın da ne denli zor ve maliyetli olduğunu anlattı Sarıalioğlu.

Elbette bir de artan maliyetler ve bu yaşanan zorluklar sektörü de, konut veya işyeri ihtiyacı olup edinmek isteyenleri de bir hayli zor durumlara sokuyor. Sarıalioğlu burada yanlış yönlendirmeler ile yanlış algı yaratıldığı ve fiyatların düşmesi beklentisinin mevcut tablo ile çeliştiğinin altını çiziyor.

Yazıyı kaleme alırken, geçtiğimiz gece X hesabımdan (Twitter) bir anket düzenledim. 1-2 saat içerisinde kullanılan toplam oy sayısı 17.051 oldu. Oy kullananların p’i fiyatların artacağını düşünürken 0’u ise düşeceği görüşünde. Ankete gelen yorumlar da genelde fırsatçıların dışında gayrimenkullerin pek de el değiştiremediğine işaret ediyor. Başta da dediğim gibi, ihtiyacı olana gayrimenkul, bir süre daha gayrimümkün.

Merkez’de neler oluyor?

 Yeni Merkez Bankası başkanımız hayırlı olsun diyelim. Şaşırdık mı, ben bu değişikliğe şaşırmadım. Hatta galiba alıştım. Piyasalar da alışmış olsa gerek ki, aman aman bir hareketlilik ve etkilenme olmadı. Gaye hanımın ayrılmasında verdiği mesajlara magazinsel yaklaşım ekonomik yaklaşımdan daha fazla idi.

Eh magazin seven bir toplumuz.Merkez Bankası’nın başına finansçıların değil, makro iktisatçıların gelmesi gerektiğini, hür irade ile hareket etmesinin şart olduğunu söylemekten dilimde tüy bitti. Son tüye kadar da söylemeye devam edeceğim. Konuyu yukarıdaki gayrimenkul konusuna bağlayıp bitireyim. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ve bittabi Merkez Bankası’nın bu konuya özel bir çalışma geliştirmesi, bilhassa konut almak isteyen kişilere ve sıkıntıdaki müteahhitlere yönelik mutlak surette çok düşük faizli bir fonlama yapması şart. Şart diyorum bu kez, çünkü konu artık iyi olur safhasını geçti. Umuyorum sesim sizlerin de katkısı ile yankılanır ve ta Ankara’ya kadar ulaşır. Sevgili Ceop üyesi dostumuz Semih Sarıalioglu na bu haftaki yazıma sağladığı katkıdan ötürü teşekkür ediyorum.