Gayrimenkul piyasasında satışların yavaşladığı dönemler, çoğu yatırımcı ve sektör profesyoneli için duraksama gibi görülse de uzmanlara göre bu süreçler doğru strateji uygulayanlar için önemli fırsatlar barındırıyor. Özellikle 2025–2026 geçiş sürecinde piyasa, nicelikten çok nitelik odaklı bir döneme girmiş durumda.

Talep Var, Ancak Daha Seçici
Faiz oranları ve finansmana erişimdeki zorluklar, alıcıların karar alma sürecini uzatıyor. Bu durum talebin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; aksine alıcılar artık:
Daha doğru fiyatlanmış,
Lokasyonu güçlü,
Getiri potansiyeli net olan
mülklere yöneliyor.
Fiyatlama Stratejisi Öne Çıkıyor
Satışların yavaşladığı dönemlerde en büyük hata, piyasa gerçeklerinden kopuk fiyat beklentileri oluyor. Uzmanlar, mülklerin güncel piyasa verileriyle yeniden değerlendirilmesini ve rekabetçi fiyatlama yapılmasını öneriyor. Doğru fiyatlanan mülkler, durağan piyasada bile alıcı bulabiliyor.
Kira Getirisi ve Nakit Akışı Avantajı
Satış temposunun düştüğü dönemlerde yatırımcılar için kira getirisi daha da önemli hale geliyor. Özellikle ticari gayrimenkuller ve doğru lokasyondaki konutlar, düzenli gelir sağlayarak yatırımcıyı piyasada güçlü tutuyor.
Portföy Çeşitliliği Kazandırıyor
Tüm yatırımı tek bir segmente yönlendirmek yerine; konut, arsa ve ticari gayrimenkul arasında dengeli bir portföy oluşturmak, riskleri minimize ederken kazanç potansiyelini artırıyor. Bu dönemde arsa ve arazi yatırımları, düşük maliyetli giriş imkânıyla öne çıkıyor.
Profesyonel Yönetim ve Danışmanlık Şart
Durgun piyasalarda kazanç sağlayanların ortak noktası, süreci profesyonelce yönetenler oluyor. Doğru analiz, güçlü pazarlama ve etkin danışmanlık, satış süresini kısaltırken yatırım değerini koruyor.





